Anayasa tartışmasındaki fırsatlar

Yeni anayasa tartışmaları bir kez daha gösterdi ki ülkemiz siyaset dünyasının ikliminde ve yapısında kökten değişikliğe ihtiyaç var. Siyaset iklimi değişmeli çünkü var olan siyasi aktörlerin gördüğümüz siyaset tarzları ile hiçbir siyasi tartışmayı sağlıklı yapamıyoruz. AKP seçim beyannamesinde yeni anayasa yapacağını yazdığı halde, seçim döneminde hiçbir muhalefet partisinin hiçbir mitinginde, konuşmasında, beyanatında bu konuda tek kelime yok. Şimdi ortaya çıkıyor ki hiçbir hazırlıkları da yok. Siyaset yapımız değişmeli, çünkü bu yapı siyaseti tanrı ile devletin arasına sıkıştırdı ve yapılan her hamle bir diğerine karşı siper elde etmekle ilintili, ülkenin gerçek değişim ihtiyacıyla ilişkili değil. Toplumun değişim talebinin tartışılabileceği, en azından bu talebin anlaşılmaya çalışılacağı bir ortam yok. Yeni anayasa tartışmalarına bakın, gele gele yalnızca türban tartışmasına ve değiştirirsin/değiştiremezsin inatlaşmasına düğümlendik. Bu durum aslında hiç de sürpriz değil.”Politika ve politik iktidar profesyonellerin eline geçince, insanlar da ortak sorunlarında çözüm üretme sorumluluğundan giderek uzaklaştılar. Çözümlerin ve tartışmaların dışına çıkan günlük yaşam sonucu profesyonel politikacılar (politika esnafı, particiler) günlük yaşamın denetiminden kurtuldular. Sonunda iktidar ve politika kendi profesyonelleri arası rant bölüşüm arenası olurken, denetimsiz kalan devlet de gittikçe sertleşti, oligarşik yöntemlere yöneldi. Sonuçta bugün ülkemizde politika üç düzlemde yapılır hale geldi.
# Sivil ve askeri bürokraside (her gün daha sert, daha ceberrut, daha içine kapalı)
# Profesyonel politikacılar ve particiler arasında (ülkenin sorunlarından bağımsız, politika rantı ile beslenen ve var olan)
# Günlük yaşamın içinde, her gün, her yerde (sivil toplum kuruluşlarında, sivil inisiyatif ve girişimlerde, sokaklarda, yürüyüşlerde, camilerde, cemaatlerde,).” (27.08.2007/Radikal / Bekir Ağırdır/Türkiye Siyaseti Analizi dizisi)Ama yüzlerce sivil toplum örgütü yeni anayasa üzerine çalışmaya, tartışmaya başladı bile. Etrafınıza bakınca sivil toplum örgütlerinde nasıl bir hareketlilik ve hazırlık var göreceksiniz.Ne yapabiliriz? Öncelikle sağlıklı ve üretken tartışma ortamının yaratılmasına emek harcamalıyız. Yalnızca statükoyu korumaya çalışanların ‘yaptırmayız’ öfkelerinin değil, ‘Yapabiliriz’ böbürlenmelerinin cüretkârlığının da tartışmaları engelleyici havasını görmeli ve bu ikili tuzağa düşmemeliyiz.Dünyada ve Türkiye’de değişen yaşamın ritmini ‘samimiyetle’ anlamaya çalışmalıyız. Türkiye insanının değişim talebini okumaya çalışmalıyız. Yaşamın geldiği yerdeki karmaşıklığı, tek kelimelik tanımlamalarla çözülemeyeceğini görmeliyiz. Örneğin türban meselesinin yalnızca dini inanç meselesi olmadığını anlamalıyız. Türban sorununun dini inanç yanı sıra insan hakları, hukuk, kimlik, eğitim, sosyal güvenlik, ahlak, aidiyet, laiklik, asayiş gibi hemen her alanla örtüşen iç içe giren yanları olduğunu çözmeliyiz. Ya da karmaşıklığı anlayamayan ve çözemeyenlerin yarattığı manevi şiddet dünyasına yalnızca statükoyu korumayı amaçlayanlar değil hepimiz düşeriz. Yeni anayasanın devlet-birey dengesini nasıl kuracağını, merkezi hükümet yerel yönetimler dengesinde modern çağın ihtiyacı olan yeni yönetim düzenimizin nasıl tanımlanacağını henüz kimse dillendirmiyor. Katılımcı demokrasinin sağlanabileceği, örgütlü toplum olma yolunda temel sistemde nelerin nasıl yer alacağı da henüz tartışılmıyor. Yalnızca insan haklarının tanımlanmasının örgütlü toplum, sivil toplum, katılımcı demokrasiye yetmeyeceğini tartışmalıyız. İnsan haklarının yalnızca türbanlı üniversiteliler için değil kimliğinden dolayı sorunu olan herkesi dikkate alması gerektiğini örneğin yeni anayasanın Kürt sorununun çözümüne ne katkı sağlayacağını da konuşmalıyız.Sorun da tam burada. Nasıl ve hangi zeminde tartışacak, öneriler, politikalar geliştireceğiz? Sivil toplum zeminindeki bu tartışmaların ruhumuzun yalnızca talepkâr olma yanını tatmin edeceğini, eğer ülke siyasetine müdahil olmak istiyorsak daha başka şeyler yapmamız gerektiğini görmeliyiz.Ülkemizin ihtiyacı bugün konuşulanlardan çok daha derin, çok daha kapsamlı, çok daha günümüz dünyasının sorunlarına çözüm üretecek politikalar önermektir. Ülkeyi Avrupa’nın taşrası yapmayı hedeflemekten daha ötesine ihtiyacımız var. Daha derinlikli vizyonlara, daha somut hedeflere ihtiyacımız var.Eğer değişen yaşamın ritmine uygun mu diye bakmadan her değişikliğin doğru olacağı varsayımıyla hareket edersek doğruya ulaşmak şansımız olmayacaktır. Ülkemiz insanının değişim talebi yalnızca bir partiyle tanımlanamayacak kadar da derin ve köktendir.Bu süreci sağlıklı yürütebilirsek, AKP’nin değişim sürecini doğru yönetebilecek vizyondan yoksun olduğunu, insan hakları ve demokrasi anlayışının eksik ve yanlış olduğunu, meseleleri tanrı ile devlet arasında sıkışmış siyaset dışında düşünemediğini hepimiz göreceğiz. AKP’nin ve CHP’nin farklı nedenlerle de olsa, değişen talepleri içtenlikle karşılamaya yönelik programlarının, kadrolarının ve vizyonlarının olmadığını bu tartışma sürecinde toplumun tüm kesimlerince görülebileceği bir ortam yaratma fırsatımız vardır. Bu tartışma sürecinde yeni bir demokrasi hareketi yeni bir siyaset tarzı üretmeyi temel hedef olarak önümüze koymalıyız. Anayasa tartışmaları, diğerlerinden farklı olarak dünyaya ve ülkemize nasıl baktığımızı gösterecektir. Toplum bu süreçteki tartışma ve önerme tarzımızdan farkımızı görecektir. Bu süreç yeni bir hareketin örgütlenmesi için çok önemli fırsatlar sunacaktır.Ülkenin ihtiyacı olan yeni bir demokrasi hareketini bu süreçte yaratmayı hedeflemenin bir tek önkoşulu vardır: Tüm angajmanlarımızdan sıyrılarak, tüm ezberlerimizden arınarak, kendi küçük alanlarımıza ulviyetler atfetmekten vazgeçerek, geçmişlerimizin bugünün dünyasında hiyerarşik söz hakkı getirmeyeceğini baştan içselleştirerek konuşmaya başlarsak çözüme yakın olabiliriz. Kısaca beynimizi ve yüreğimizi özgürleştirerek bir araya gelebilirsek başarabiliriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>