Yol, yordam bulmak

Denir ki, hiçbir kar tanesi bir diğerine benzemez. Tek bir kar tanesini elimizde tutamayız, şeklini çıplak gözle göremeyiz. Parmaklarımızın üzerinde ağırlığını veya ıslaklığını bile hissedemeyiz. Ama o ağırlığı ve şekli belirsiz kar taneleri birikir. Birikir ve tek birinden beklenmeyecek, algılanamayacak bir güce ulaşır. Biraz hayatlarımız da böyle! Birbirine benzediğini sandığımız her günün, duyguları, algıları, beklentileri,… Devamını Oku

Doğrular, yanlışlar, bilerek yanlışlar

Önce bir sevinelim, tadını çıkara çıkara. Ne sevinçler ne üzüntüler, yaslar layığınca yaşanmıyor bu ülkede. Her zaman böyle de olmuş. Sevinçler yaşanamadıkça ukdeye dönüşmüş. Yaşanamayan üzüntüler, acılar da iyileşmez travmalara dönüşmüş. Yaşanamamışlıklar ağırbaşlılık gibi pozitif, tepkisizlik gibi negatif hasletlere dönüşmüş. O nedenle bir kendimizle ve tarihimizle yüzleşmeye ve toplumsal onarım sürecine ihtiyaç var zaten. Ama… Devamını Oku

Bir köprü ayağı mı olsaydım ah, barış yolunun üstünde…

Hayatımız uzlaşma kültüründen değil çatışma kültüründen besleniyor. Son otuz, kırk yıldır hızlanan ama belki de yüz yıldır süren devlet eliyle yürütülen tek tipli vatandaş ve tek biçimli batılaşma süreci yalnızca devlet ile vatandaş arasında gerilim üretmedi. Model kendi müridini, kimliğini de üretti bir yandan. Öte yandan modelin ötekilerinin, muhaliflerinin, mağdurlarının her hak talebi modelin makbullerinin… Devamını Oku

Oltayla balina avlamak

Hareket halinde olan, eski kentli, seçkinci ve batılı hayata dahil ol(a)mayan yeni kentliler alternatif bir hayat kurdu. Siyasete güvenmediler. Çünkü siyaset onların ekonomik ve sosyal hiçbir sorunlarını çözemedi yeni yüzyılın başına kadar. 12 Eylül sonrası 2002 seçimlerine gelene kadar beş seçim yapıldı ama 14 ayrı hükümet kuruldu. 1987’ den sonra her seçimin galibi başka bir… Devamını Oku

Geçiş dönemi (mi?)

Gelin bir siyasi aktöre bağlamadan son otuz, kırk yıldır ne oldu bakalım. Bu otuz, kırk yılda olan bitenin nedenlerinde elbette siyasi aktörlere ve siyasi kararlara bağlı bir çok boyut var. Ama biricik açıklama da siyasi aktörler ve kararlar değil. Hatta biricik açıklama iç dinamikler de değil. Dış dünyada olanlar doğrudan ülkeyi ve toplumu etkiledi. Ülkede… Devamını Oku

Asıl, barışmak cesaret istiyor

Nihai hesaplaşma anayasa değişikliğinde olacak. Çünkü Kürt siyasetinin de dahil olabildiği bir yeni anayasa ne denli eksikleri olursa olsun devletin zihniyetinde ve kurumlaşmasında geri dönülemez bir değişimi ima ediyor olacak. Yeni ve çoğulcu vatandaşlık tanımıyla sınırlı olsa bile eski, tekçi, vesayetçi, militarist devlet zihniyetinin en büyük dayanağı ortadan kalkacak. Fikren eski anayasanın ruhunu korumaya inanmış… Devamını Oku

Sivil toplum sahneye

Türkiye’nin birikmiş siyasi meseleleri var. Son otuz yıldır dünya, toplum, gündelik hayat değişirken değişememiş bir devlet modeli var karşımızda. Kürt meselesi gibi, devletin ve yönetimin yeniden yapılandırılması ve demokratikleşmesi gibi devasa olan meseleler var.  Öte yandan mecburi din eğitimi, başörtüsü, kadın meselesi, toplumsal hoşgörü düşüklüğü gibi demokratikleşememiş devletin ve demokratikleşememiş toplumun ürettiği bir dizi sorun… Devamını Oku

Ya benimsin ya kara toprağın

Her şey kamuoyunun gözü önünde oluyor. Daha iki ay önce İmralı’ya iki milletvekilinin gitmesi bile mucize gibiydi. Bu kez kimlerin, ne gün, hangi saatte, nereden gidecekleri üç gün önceden belliydi. Gittiler, konuştular, döndüler. Ertesi gün ekranlarda da izlenimlerini anlattılar, mektupları beklediklerini söylediler. Mektupları aldılar, bir tanesini Pervin Buldan Avrupa’daki PKK yöneticilerine götürdü. Nereye ve kime… Devamını Oku

Güven, dil ve muhataplık üzerine

Diyarbakır veya Kürtlere dair izlenimlerini yazan birçok yorumcu Kürtlerin biraz tedirgin biraz temkinli bir ruh hali içinde süreci izlediklerini yazıyorlar. Kürtlerin böyle bir ruh hali içinde olmalarından daha doğal bir şey yok. Mesele doğrudan onların hayatlarının meselesi. Onlar adına siyaset yapanların bile zaman zaman sade bir insan olarak Kürdü unuttuklarında dahi işin ezasını, cefasını onlar… Devamını Oku

Lümpenlik

Sinop’ta ve Samsun’da olanlar ne milliyetçi tepki ne de Türklerin onuru, gururu olarak görülebilir. Çünkü ikisi de değil. KONDA’nın milliyetçilik araştırması gösteriyor ki bu ülkedeki milliyetçilik ezberlerden ibaret. O nedenle kadın/erkek, genç/yaşlı, üniversite eğitimli/ilkokul eğitimli hemen her kümede milliyetçi ezberler aynı yoğunlukta. Parti tabanlarına göre bakıldığında da çok özel bir farklılaşma görülmüyor. Örneğin “bu ülke… Devamını Oku